NEGATİF FEEDBACK,KEMOTAKSİS VE OTOLİZ
11/10/2007
NEGATİF FEEDBACK,KEMOTAKSİS VE OTOLİZ
(JULIA'ya mektuplar-2)
sevgili JULIA!
burda havaların nasıl olduğunu sormuşsun.Nasıl bir yaz geçirdiğimi,derslerimle aramı sormuşsun.
Bunaltan bir yaz...Hava oldukça sıcak.Bu sıcak hava tembelleştirip hareketsizleştiriyor insanı.Biliyorsun ki sorumluluk yükleyen bir meslek seçmiş durumdayım.Bu sorumluluk derslerle aramı sıkı tutmama neden oluyor.Klasik bir deyim vardır:makinaların yedek parçası olur ama insanların yedek parçası olmaz (böbrek,karaciğer,kornea...vs nakillerini saymazsak ).Hal bu olunca uğraş alanı insan olan bir meslek alanında bilgi sahibi olmayı gerektiriyor.Bu yüzden de yaz tatilimi de kısmen derse ayırıyorum.Anatomi ve Fizyoloji derslerinde altyapım eksikti.Bu derslere göz gezdiriyorum biraz.
Dürüst olmak gerekirse ders çalışırken bile aklım hep başka yerlerde.Son zamanlarda -hastalık denebilir mi bilmiyorum ama-garip bir hastalık zuhur etti bende.Öğrendiğim bir çok terimi,tıbbi mekanizmayı dönüp dolaşıp sosyal yaşamla ilişkilendiriyorum.Geçen fizyoloji çalışırken bir kaç terim takıldı zihnime.Bu mektubumda bunlardan üç tanesini anlatıp ilişkilendirdiğim durumlardan bahsetmek istiyorum sana .
Fizyolojiden öğrendiğim kadarıyla vücudun bir çok kontrol sistemi var.Bunlardan biri ''negatif feedback'' dediğimiz bir kontrol sistemi.Fizyologlar şöyle tanımlıyor feedback mekanizmasını:Bazı faktörler eksik ya da fazla kaldığında ''negatif feedback'' devreye giriyor.O faktörün normal düzeye çekilmesini sağlayacak bir dizi reaksiyonu başlatıyor.örneğin:hücredışı (ekstraselüler) sıvıda karbondioksit konsantrasyonu (yoğunluğu) arttığında akciğer yoluyla karbondioksitin vücut dışına atılması ( pulmoner ventilasyon) da artıyor.Böylece karbondioksit oranı düşerek normal seviyesine çekilmiş olur.
Aynı şekilde kan basıncı yükseldiğinde (hipertansiyon ) bu basıncı düşürecek kimi negatif feedback mekanizmaları devreye giriyor.Bir dizi reaksiyon sonucunda kan basıncı normal seviyesine (normotansiyon) çekilmiş oluyor.
Düşünüyorum da aslında yüce rabbimiz tıpkı normal organizmalar gibi tek vücut halinde hareket eden bir ümmet inşası istiyor(du).Bu ümmet bütün sistemleriyle birlikte onun istediği işleri yapacaktı (ona ibadet edecekti).Uyum içinde olacaklardı.Herhangi bir aksaklık -normal bir organizma feedback mekanizmasıyla kendisini nasıl düzeltiyorsa- toplumsal bir feedback mekanizmasıyla giderilecekti.Sözgelimi bu ümmet adlı organizmanın bir parçasında bir sorun çıkınca,mesela yoksulluk artınca feedback mekanizması devreye girerek (zekat,infak,sadaka...vs) bunu normal değerine çekecekti.
Diğer bir terim de Kemotaksis...Kemotaksis,yani bir hücre grubunun bir yerden bir başka yere göç etmesi...Ancak bu göç rastgele bir göç değil.Belli bir amacı gerçekleştirmeye dönük bir göç.Sözgelimi vücudun herhangi bir organı yabancı mikroorganizmalar tarafından infekte edildiğinde savunma sisteminin üyeleri olan Akyuvarlar derhal oraya göç ederek bu yabancı mikroorganizmalar (bakteri,mantar,virüs...vs) ile bir savaş başlatıyor.
Aslında Kuranın hz.peygamber eliyle inşaa ettiği o asrı saadet topluluğunun böyle bir savunma mekanizması da vardı.Allah ,onları zulme karşı topyekün cevap verecekleri bir şekilde terbiye etmişti.Onlar da allahın boyasıyla boyanmışlar,O'nun ipine toptan sarılmışlardı (ki bu ip kopması mümkün olmayan bir ipti).Bazı aşağılık yahudiler müslüman bir kadının örtüsünü bir pazarda çıkarmaya yeltenmişlerdi de bu durum müslümanların anında ve topyekün bir şekilde kemotaksisine ve cevap vermelerine yol açmıştı.
Son olarak ''Otoliz'' teriminden bahsetmek istiyorum.Otoliz ise,vücudun kendi kendini sindirmesi anlamına geliyor.Hücreler Lizozom adında bir organel bulundururlar.Bunlar sindirim enzimlerini içerirler.Herhangi bir sebeple lizozomlar parçalanırsa sindirim enzimleri serbest kalarak organizmanın kendisini sindirerek yok etmeye başlar.
Peygamber kuranın rehberliğinde her karakterden insanları islam ile terbiye etmişti.Bu islam çatısı altına kimler girmemişti ki...hırsızlar,katiller,zinakarlar,ayyaşlar,kumarbazlar,ırkç ılar,kabileciler,zorbalar...Allahın kitabı onların hepsini değiştirmiş,hepsi cahiliyye kirlerinden arınarak yüzyıllardır erişilemeyen model bir toplum meydana getirmişlerdi.Tüm kontrol sistemleri,savunma mekanizmaları tıkır tıkır işliyordu.Ancak peygamber ayrıldıktan kısa bir süre sonra kalplerine iman girmemiş ama islam olmuş marazlı insanlar islam çatısı altına girerek bu topluluğun genişlemesine yol açtılar.Kısa bir süre sonra daha ilk fırsatta islam çatısı tıpkı bir lizozomun parçalanması gibi parçalanmaya başladı.Bünyesindeki sindirim enzimleri işlevi gören cahili kalıntılar islam toplumunu sindirip yok etmeye başladı.kabilecilik,mezhepçilik,ırkçılık...vs bir yığın maraz açığa çıktı.
Bu üç terime toplu bir bakış attığımda tıpkı vücudun akyuvarları gibi lübnana kemotaksis ile göç eden ve siyonist mikroplarla mücadele eden hizbullah geliyor aklıma.ama çok güçlü bir savunma hattı yok.Çünkü ümmet tek bir organizma gibi davranamıyor.Yüzyıllardır süregiden otoliz onları paramparça etmiş durumda.Kendilerini savunma refleksleri,bilinçleri sindirilip yok edilmiş.feedback mekanizmaları halen işlev halinde olsaydı artan yahudi vahşetini baskılamak için hep beraber kemotaksis eder siyonist aktiviteyi olması gereken değerine çekerlerdi.Nasrallah ''Hizbullahın yenilgisi ümmetin yenilgisi olacaktır'' demişti.Bir yönüyle doğru bir tespit bu.Çünkü bir avuç insanla kurulan bu savunma hattı aşılırsa israil mikrobu tüm ümmetin organizmasına dağılarak her tarafını infekte edecektir.
Şimdi ortada bir otoliz daha var:ancak soru şu:otoliz olan hizbullah-ve onun şahsında ümmet- mı yoksa israil mi?
TEMMUZ 2006 /TÜRKİYE
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır