BÖLÜCÜ PEYGAMBERLER
4/11/2007
BÖLÜCÜ PEYGAMBERLER
Bölücü kavramı ideolojik bir kavram olup tamamen olumsuz çağrışımlar yapmaktadır.Cumhuriyet tarihi boyunca bu kavram özellikle yönetici elit tarafından oldukça fonksiyonel kılınıp bunun üzerine bir korku krallığı inşa edildi/ediliyor.Bu kavram mevcut rejimin diğer etnik vatandaşlara karşı faşizan tutumlar sergilediğini öne sürüp vaktiyle ayrılıkçı bir çizgi izlemiş ancak geldiği noktada entegrasyona yönelmiş bir örgütü tanımlamak için kullanıldı/kullanılıyor daha çok.Bölünmez bütünlük kavramına tezat teşkil eder bölücülük kavramı.Bölücülük dendiğinde BOP’u da ıskalamamak gerekiyor.Nihayetinde BOP (büyük Ortadoğu projesi ) da bölücü bir projedir.Belirlenen 23 ülkede rejim değişikliğini,üniter devletleri daha küçük parçalara ayrıştırmayı hedefleyen bir proje bu.
Denilebilir ki bu kadar olumsuz bir çağrışıma sahip olan bu sıfatın peygamber gibi son derece olumlu bir kavramı tamlaması hiç de şık değil.Bilakis itici,kabullenilemez bir durum.
Ancak peygamberler gerçekten de bölücülük sıfatına sahiptirler.Hemen her peygamber vahyi bildirme misyonu yüklenir yüklenmez -eylemleriyle -bölünmez bütünlük klişesinin tam karşısında yer almıştır.
Musa ,bölünmez bir bütün olan firavun ülkesinde israiloğullarını statükodan ayırma/bölme fonksiyonu görmüştür.Firavun düzeninde bölünmez bütünlük paradigması bu bütünün bir parçası olan israiloğullarına köle fonksiyonu yüklemiştir.Bu tür bir bütünlüğün bölünmemesi zulümdü.Musa gelip bölücülük fonksiyonu gördü ve bölünmez bütünlüğü yerle bir etti.
İsa da farklı bir misyon yüklenmemişti aslında.Nitekim şöyle sesleniyordu çevresine ‘’yeryüzüne barış getirdiğimi sanmayın ;barış değil kılıç getirdim.çünkü ben babayla oğlun,anneyle kızın,gelinle kaynananın arasına ayrılık sokmaya geldim. ‘’(matta 10:34 ,10:35) mesaj gayet açıktı.Kılıç ayrılık,ayrışım,bölücülük demekti.İsa’nın getirdiği mesaj mevcut statükonun devamına izin vermiyordu.Yönetici elitin çıkarına olan bölünmez bütünlük klişesi sarsılmalıydı.İsa ve İsa’ya iman edenler toplumu bölüyordu.Bu öyle bir bölücülüktü ki babayla oğul,anneyle kız,gelinle kaynanaya kadar sirayet ediyordu.
Muhammed resul de aynı fonksiyonu görüyordu.O da kendisine tevdi edilen ağır sözü yüklenince misyonu gereği bölücülük faaliyetlerine başlamıştı.23 yıl içinde babayla oğul,anneyle kız,gelinle kaynana bölünmüştü.Kimisi mü’min,kimisi kafir,kimisi münafık oluvermişti.Nitekim tarihsel belgeler Muhammed resulün aleyhine propaganda yapan müşriklerin O’nun ‘’aileler arasına,akrabalar arasına ayrılık sokan bir büyücü ‘’ olduğunu söylediklerini kaydetmektedir. Tarihsel belgeler kimi savaşlarda baba ve oğlun karşı cephelerde birbirlerine karşı savaştıklarını da kaydetmektedir.
Nuh’u oğlundan,
İbrahim’i babasından,
Lut’u karısından,
Muhammed’i amcalarından ayırmıştı bu misyon,bu dava.
Peki bu bölücülük neden gerekliydi?Peygamberler neden bölücüydü?Ya da peygamberler ne tür bir mesaj yüklenmişlerdi ki toplumları mutlaka bölmeleri gerekiyordu?Peygamberlere karşı takınılan karşı tavırlar bu soruları yanıtlar nitelikte.
İbrahim putperest bir toplumda,
Musa köle edinilen bir toplumda,
Lut eşcinselliğin yaygınlaştığı bir toplumda,
Şuayb terazinin dengede tutulmadığı bir toplumda,
isa din adamları sınıfının oluştuğu bir toplumda misyon yüklenmişlerdi.Takınılan karşı tavırlar bölünmez bütünlük içinde oluşmuş batıl statükonun devamını sağlama amaçlıydı.
Sonuç
Bölünmeyelim parçalanmayalım sloganını dillendirenler çoğu zaman toplumda belli bir gücü,mevkii,rant kapısını tekellerinde bulunduran kimselerdir.Bunlar teraziyi dengede tutmayan,toplumun bir kesimini ötekilerine kırdıran,toplumun bir kesimini köleleştiren,erkeklerini öldürüp/öldürtüp kadınlarını sağ bırakan ,fahşayı yaygınlaştıran,din adamları sınıfını istedikleri gibi kullanıp dini bir afyon gibi uyutmak /uyuşturmak için kullanan kimselerdir.Mevcut statükonun devam etmesi,bölünmeyip parçalanmamaları sülük gibi yapıştıkları toplulukların kanlarını emmeye devam etmelerine imkan tanır.Bölünmez bütünlük klişesi arkasına sığındıkları iğrenç bir maskeden başka bir şey değildir.Bu yüzden de bölücü peygamberlere şiddetle karşı koymuşlardır.
Her peygamber misyon yüklendiği toplumu mutlaka bölmek zorunda kalmıştır.Hiçbir peygamber mevcut statükonun devamı kaygısını taşımamıştır.Hiçbir peygamber aman da bölünmeyelim,aman da parçalanmayalım sloganına itibar etmemiştir . Hak gelince statüko süre gidememiş ,toplum mutlaka bölünmüştür.
Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!
0 yorum yazılmıştır